Sağlık | kadınlar ve makyaj

‘Sağlık’ Kategorisi için Arşiv

Hamilelere Tatil Uyarısı

Pazar, 21 Aralık 2008

Uzmanlar kadınları uyardı: Bayram tatili için yolculuğa çıkmadan önce mutlaka doktorunuza danışın.

Eskişehir Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde görevli Opr. Dr. Gülbin Erol, kadınların bayram tatili için kent dışına çıkmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini söyledi.

Dr. Gülbin Erol, hamilelerin yılbaşı ve kurban bayramında sağlıklarına dikkat etmeleri gerektiğini belirtti. Bayram tatili için aileleriyle birlikte tatile gitmeyi planlayan kadınların bu konuda doktorlarına danışmaları gerektiğini ifade eden Dr. Erol, “Eğer kan basıncınız ve şekeriniz yüksekse ya da başka bir sağlık sorununuz varsa doktorunuz size yolculuğunu önermeyebilir. Hamileliğin son ayında kent dışı yolculuklar yapılmamalı. Sıcak iklimli bölgeler vücut metebolizmasını olumsuz yönde etkileyebilir. Yüksek rakımlı yerler ise oksijen azlığı nedeniyle anne karnındaki bebeğe zarar verebilir” dedi.

Hamileliğin ilk 3 ayı ile son aylarının tehlikeli olduğunu, kadınların bayram gezmelerini sınırlı tutmaları gerektiğini kaydeden Dr. Gülbin Erol şunları söyledi:

“Hamileliğin ilk 3 ayında düşük riski vardır. Son ayda ise erken doğumla karşı karşıya kalınabilir. Bu nedenle bayram tatiline çıkacak olan kadınlar doktorlarına danışmalıdırlar. Gidecekleri yerlerin sağlık kuruluşlarına yakın olması gerekebilir. için çok yerin gezildiği büyük bir tur yerine tek bir yere gidilmelidir. kadınlar tatilde kendilerini yormamalı. Belirli aralıklarla uyumalılar. Çünkü anneler tatilde olabilir ama karınlarındaki bebekler canla başla büyümeye çalışıyor. kadınlar beslenmelerine önem vermeli, rahat giysiler giymeli, tuvalet ihtiyaçlarını zamanında giderebilmeliler. için seyahat edilecek araçlarda rahat olabilecekleri yerler seçilmeli. Uzun süre oturmak bacaklarınızdaki kan dolaşımını kısıtlayabilir. Onun için uçakta ve trendeyken bir süre kalkıp yürüyün. Eğer otomobil ile seyahat ediyorsanız mola vermeden 2 saatten fazla yolculuk yapmayın ve sırtınızı destekleyecek bir yastık bulundurun. Otomobilde ön tarafta yolculuk yapıyorsanız ayaklarınızın rahat etmesi için koltuğu geriye çekin.”

Gerçek Annelik Deneyimleri

Pazar, 21 Aralık 2008

Annelik ve çocuk bakımı üzerine birçok kitap ile yazı var. Kimileri bunları uygulayabiliyor kimileri de uygulayamıyor. İşte okudukları ile yaşadıkları farklı olan annelerin internette dolaşan tecrübeleri..

“Hamileliğimde bunların hepsini okuyup, duyduğumda ben de bunları böyle kitabına göre yapacağım diye kendimce karar vermiştim. Ama gerçek hayatta neler oldu neler? İşte benim tecrübelerim:

1. Okudum ki: Doğduğunda mutlaka sadece anne sütü verilecek. Yoksa biberona alışabilir veya “emzik karıştırma sorunu” yaşayabilirmiş.
Yaşadım ki: Bebişin kilosu önemli miktarda azalır ve doktor formula ver derse, aynen formula takviyesini dayıyormuşuz.

2. Okudum ki: Sallayarak uyutmaya alıştırmamak lazımmış.
Yaşadım ki: İlk 3 ay bebişin uyuması için her yol mübahmış.

3. Okudum ki: Bebeğimizi memede veya biberonda uyutmamak lazımmış.
Yaşadım ki: Bebiş uyuyacaksa uyusunmuş, ister memede, ister biberonda, ister bacakta sallanırken…

4. Duydum ki: Aman her gak guk dediğinde bebeği kucağa almayın; kucağa alışırmış, şımarırmış.
Yaşadım ki: Kucağa alışma diye diye birşey yokmuş. bebişimizi bol bol kucaklayıp, sarılıp öpecekmişiz. Güven duygusunun gelişmesi için ağladığında cevap verecekmişiz. Sonra çombak zaten kucaktan kaçmak için solucan gibi kıvranacakmış.

5. Okudum ki: 6-7 aylıktan sonra gece beslemelerini kesecekmişiz.
Yaşadım ki: Bu lafi edenler yavrularımız gece uyanıp ağladığında mıçlarında pireler uçuşarak beşinci uykularını uyuyorlarmış. Biz ise gidip güzelce beslemeye devam ediyormuşuz.
6. Okudum ki: İlk dişler ortalama 6. ayda çıkarmış.
Yaşadım ki: İlk dişler 11. - 12. ayda da çıkabilirmiş.

7. Okudum ki: Bebeklere TV seyrettirilmemesi gerekirmiş.
Yaşadım ki: Yavruya yapılacak başka animasyon kalmadığında ve yavru sıkıntıdan sınır küpü olduğunda (az da olsa) TV imdadımıza yetişirmiş.

8. Okudum ki: 1 yaşını geçtiğinde biberonla süt/su vermeyi bırakmak gerekirmiş.
Yaşadım ki: Başka türlü süt içmeyi kabul etmiyorsa biberonla vermeye devam edilirmiş.

9. Duydum ki: Çocuklar 1 yaşından evvel tuvalete alıştırılabilirmiş. (Ya da: annem, ben, kardeşim vs)
Yaşadım ki: Yavru hazır olmadan hiçbirşeyi zorla yaptıramazmışsınız.

10. Düşündüm ki: Biyoloji bilgilerime dayanarak ailede çoğunluk sarışın ise ben de kabak kafalı bebish bekleyebilirim.
Yaşadım ki: Çocuğun kesinlikle sana benzemeyebilir hatta uzak atalarından birine bile çekebilirmiş.

11. Düşündüm ki: Sonsuza kadar yavruşumu emzireceğim.
Yaşadım ki: Sütüm tahminimden evvel azalabilirmiş, hatta kesilebilirmiş.

12. Düşündüm ki: Bunların hepsini ben tek başına yaparım. Kimseye ihtiyacım yok.
Yaşadım ki: Annem olmasa bu çocuk 2 aylık olmazmıs. Belki olurmuş ama o zaman ben böyle olmazmışım.

13. Duydum ki: Ooooo onların zamanında onlar yokmuş, bunlar yokmuş, annelik çok zormuş.
Yaşadım ki: Annelik hala zor.

Kalp hastalıklarına anne karnında tanı

Pazar, 21 Aralık 2008

Günümüzde her 100 bebekten yaklaşık biri hastalığıyla dünyaya geliyor. Özellikle de kalbin delik olması en sık görülen hastalıkları arasında.

Ancak gelişen teknoloji sayesinde artık pek çok ciddi doğumsal hastalığı anne karnında tespit edilebiliyor. Özel tarama yöntemleriyle bebeğin kalbi hamileliğin 16-18’inci hafta görüntüleniyor, sorunlar tespit ediliyor ve gereken önlemler geç kalınmadan alınıyor. Doğumsal hastalıklarıyla ilgili Anadolu Sağlık Merkezi ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Sertaç Çiçek bilgi verdi.

Doğumsal hastalıkları ne kadar yaygın?

Her 100 gebeden yaklaşık 5’inin bebeğinde metabolik sorunlar, kas iskelet sisteminde sorunlar, dolaşım sistemi bozuklukları gibi doğumsal bozukluklar olabiliyor. Bunların görülme sıklığı da giderek artıyor. Bu artışın nedenini bilmiyoruz. En sık görülen doğumsal bozukluklar ise anomalileri ve dolaşım sistemini etkileyen bozukluklar. Her 100 doğumdan ortalama 1 tanesinde doğumsal hastalığı görüyoruz.

Bu hastalıklar anne karnında nasıl fark ediliyor?

Gelişen teknoloji sayesinde anne karnında gelişmesini tamamladıktan sonra rahatlıkla bu hastalıkların tanısı konabiliyor. “Fetal ekokardiyografi” dediğimiz yöntemle, ses dalgaları vasıtasıyla bebeğin anne rahmindeyken ve dolaşım sistemini değerlendiriyoruz. Hamileliğin 16-18 ’inci haftasında kalpte bir sorun olup olmadığı tespit edilebiliyor. Doğumsal hastalıkları çok çeşitli. Bazıları erişkin dönemine kadar, bazıları ise ileri yaşlara kadar belirti vermeden seyredebiliyor. Bazı hastalıklar ise çok ağır oluyor. Doğar doğmaz belirti verip, bazen yaşamla bağdaşamayacak kadar ciddi olan hastalıklar var.

Bebeklerde en sık hangi hastalıklarına rastlıyorsunuz?

En sık kalpte deliklere rastlıyoruz. Kalpten çıkan ana damardaki kapak normalde üç yaprakçıklıdır. Bazen iki yaprakçıklı da olabiliyor. Ama bu hastalar çok uzun yıllar bu durumla yaşıyorlar. uzun süre belirti vermiyor. Bir grup ise kendini morarmayla gösteriyor. morarıyor. Kalpten çıkan ana damarların ters taraftan çıkması durumunda morarma oluyor.

Anne karnında ameliyat mümkün mü?
Anne karnında yapılan ameliyatlar henüz gelişme aşamasında. Ancak anne karnındaki bebeğin damarlarını ya da kapaklarını balonla genişletmek ya da üst odacıklar arasındaki bağlantıyı sağlamak için kulakçıklar arasındaki duvarın açılması gibi yöntemler yavaş yavaş anne karnında uygulanmaya başlandı.

“Erken tanı ciddi bir avantaj”

Erken tanının ne önemi var peki?

Erken tanı çok önemli. Anne-babalar böylece durumdan erken haberdar oldukları için aniden kötü bir sürprizle karşılaşmamış oluyorlar. Bu bebekleri bazen doğar doğmaz ameliyat etmek gerekiyor. Bu ameliyatlar içinse özel eğitimli ekipler, ciddi bir altyapı ve ileri teknoloji gerekiyor. Erken tanı konarsa doğum buna göre planlanabiliyor; anne-babanın uygun hastane seçme şansı oluyor. Tedaviye hemen başlanabiliyor. Bu da ciddi bir yaşam avantajı.

Doğumsal hastalıklarının nedenleri ne?

Tam olarak belli değil, ama risk faktörleri var. Bunlar genetik olabiliyor. Ailede doğumsal hastalığı varsa çocuklarda da görülebiliyor. Diyabetik ya da metabolik hastalıkları olan annelerin çocukları risk altında. Gebelik sırasında geçirilen viral enfeksiyonlar ve bazı kromozom bozuklukları da bebeklerde hastalıklarına yol açabiliyor. Son zamanlarda özellikle tüp yöntemiyle dünyaya gelmiş çocuklarda hastalıklarına rastlıyoruz. Nedenini açıklayamıyoruz. Ama son 6 ayda 10’a yakın bebeği ameliyat ettik.

Bütün hamilelerin çocuklarının kalbi taranıyor mu?

Hayır. Risk grubunda olanlarda, kadın -doğum uzmanının şüphelendiği durumlarda taraması yapıyoruz.

Doğar doğmaz ameliyatı olan bir çocuğa artık “yarım insan” gözüyle bakanlar var.
Çok yanlış. Doğumdan sonra ameliyat olan çocukların yüzde 90’ından fazlası hiçbir ciddi sorun olmadan, sağlıklı olarak tedavi sonrası yaşamlarını sürdürebiliyorlar. Ama tabii ki düzenli doktor kontrollerine gitmeleri gerekiyor, tıpkı diğer insanlar gibi. Ancak “yarım insan” diye bir şey yok. Çoğu zaman ömür boyu ilaç kullanmaları da gerekmiyor. Ameliyatların başarı oranları ise yüzde 95’lerde. Çok yüksek.

“Anne karnındaki bebeğin kalbi ayrıntılı olarak inceleniyor”

Günümüzde doğumsal hastalıkları doğmadan tespit edilebiliyor. Anne karnındaki bir bebeğin kalbi ayrıntılı olarak taranıyor; kalbin yapısı, çalışması ve ritmi detaylı olarak inceleniyor.

Bebeklerde çok ciddi hastalıkları görülebiliyor. Amacımız bunları erkenden tespit etmek. Mesela kalbin sol tarafının gelişmesinin eksik kaldığı “Hipoplastik sol sendromu” dediğimiz önemli bir var. Bu, erkenden tanımak istediğimiz en önemli hastalıklardan biri. Ayrıca kalbin içindeki kapakların oluşmaması ya da kapalı durumda olması da ciddi bir sorun. boşluklarının dört odacıklı değil de üç odacıklı ya da iki odacıklı şekilde oluşması; kalpten çıkan ana atardamarların yerlerinin farklı olması veya bu damarlardan birinin oluşmaması gibi çok ciddi yaşamsal sorun oluşturabilecek problemleri arıyoruz anne karnındaki bebeğin kalbinde. Ayrıca kalbin fonksiyonları, yani kasılması değerlendirilebiliyor, ritim bozukluklarını görebiliyoruz. Kalbin içinde yer işgal eden kitle ve tümörleri de tespit edebiliyoruz.

Annede, babada ya da ailenin daha önceki bebeklerinde doğumsal hastalıkları olduğunda, diyabet hastası olan annelerin bebeklerinde, anne alkol ya da madde bağımlısı olduğunda, gebelik süresince bebeğin kalbinde sorun oluşturabilecek ilaçların kullanılması durumunda, gebeliğin ilk üç ayında kızamıkcık gibi viral hastalıkların geçirildiği durumlarda ya da kromozom bozukluğuna bağlı birtakım hastalıklar olduğunda, ayrıca tüp yöntemiyle kalanların bebeklerinde “fetal ekokardiyografik inceleme” dediğimiz bu ayrıntılı incelemesinin yapılmasını öneriyoruz.

Anneyle ilgili bu sebepler dışında bebekle ilgili bazı durumlarda da taraması yapıyoruz. Bebegin kalbi dışında bir organında sorunu varsa, kalpte de sorun olup olmadığına bakıyoruz. Bebekte bir kromozom bozukluğu tespit edildiğinde ya da şüphelenildiğinde, “Hidrops” dediğimiz bebeğin vücut boşluklarında sıvı toplanması durumunda , bebeğin atış hızının anormal olması durumunda ya da ritm düzenli olmadığında, bebegin ilk 3 ayın sonunda yapılan ense kalınlığı ölçümünün normalden kalın bulunduğu durumlarda ve çoğul gebelik söz konusu olduğunda detaylı incelemesi yapıyoruz

kaynak:milliyet

Hamilelikten önce diyet yapılır mı?

Pazar, 21 Aralık 2008

kalmayı planlıyorsanız ve fazla kilonuz varsa, kendiniz ve bebeğinizin sağlığı için dengeli beslenerek, yavaş kilo vermelisiniz. Çünkü öncesi hızlı kilo kaybı kesinlikle önerilmiyor

Hem bebeğiniz hem de sizin için yeterli ve dengeli beslenmek boyunca tek hedefiniz olmalı. Eğer planlı bir gebelik ise ve fazla kilonuz varsa kendiniz ve bebeğiniz için depolarınızı dolu tutacak şekilde yavaş kilo verip dengeli beslenme prensipleri çerçevesinde kendinizi tabii ki daha uygun ağırlıkla hamileliğe hazırlayabilir-siniz. Ancak öncesi hızlı kilo kaybı besin öğeleri açısından yetersiz bir kesinlikle önerilmez.
Et, süt, meyve, sebze, tahıl ve ekmek besin gruplarından yeterli ve dengeli tüketmeniz, döneminde artan besin öğesi gereksiniminizi karşılamanın en kolay ve zahmetsiz yoludur. Bebeğinizin gelişimini sağlayabilmek için günlük almanız gereken enerji miktarına 300 kalorilik bir enerji ilavesi yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Böylelikle gereksinimlerinizi karşılamış ve sağlıklı olan düzeyde, vücut ağırlığındaki artışı sağlamış olursunuz.

öncesi yanlış mı?

döneminin anne ve açısından sağlıklı geçmesi, yeterli ve dengeli beslenme ile ilişkilidir. Bu dönemde anne hem kendi ihtiyaçlarını hem de bebeğinin ihtiyaçlarını karşılayabilmelidir. Bu nedenle eğer anne adayı kilolu ise gebelik öncesi yetersiz ve dengesiz uygulamalarıyla depolarının boşalmasına neden olabilir. Bu dönemde anne adayı için program, beslenme biliminin ilkelerine uygun olarak bir diyetisyen tarafından hazırlanmalıdır. Kilolu olarak gebeliğe başlanması anne adayında gestasyonel diyabet riskini doğurabilir. Bu duruma bağlı olarak kan basıncında artış ve 4,5 kg üstünde doğum gelişebilmektedir. Aynı zamanda zor ya da maalesef ölü doğum gelişmesi de söz konusudur.

Kilolu kalan anne adayları yapabilir mi?

Gebeliğe fazla kilo ile başlandıysa, ilk üç ay alınan kaloriyi çok fazla artırmaya gerek yoktur. İlk üç ay kilo almamak sorun yaratmaz. Ancak ağırlık kaybına neden olabilecek davranışlarda bulunmak veya ağırlık kazanımını katı bir şekilde sınırlandırmak da gebelik dönemi için uygun bir davranış değildir.

Anne yaparsa de zayıflar mı?

Uygun ağırlık kazanımı bebeğin doğum ağırlığını etkileyecektir. Eğer vücut ağırlığındaki artışı uygun olmayan şekilde sınırlandırırsanız, bebeğinizin düşük doğum ağırlığı ile doğmasına, yeterli olarak gelişimini tamamlayama-masına sebep olabilirsiniz. Bebeğin 2,8 kilodan düşük ağırlıkta doğması, daha fazla ağırlıkta doğan bebeklere göre, hastalıklar açısından zayıf olmasına yol açmaktadır.

Hamilelikte yapılır mı?

, anne rahminde annenin yedikleriyle beslenir, büyür ve gelişir. Gebelik süresince sağlıklı bir bebeğin gelişimini sağlamak için çoğu besin öğesinin gereksinimi artmaktadır. Bu nedenle hamilelikte beslenme çok büyük önem taşımaktadır. Anne adayı bu dönemde yapmaktan kaçınmalı. Onun yerine yeterli ve dengeli beslenerek, planlı hareket ederek, fiziksel aktivitesini uygun düzeyde tutarak hem bebeğinin gelişimine katkıda bulunur, hem de sağlıklı ve rahat bir geçirir. Gebelik döneminde 9 -12 kg ağırlık kazanımı normaldir, ancak gebeliğe fazla kilo ile başladıysanız 7 - 8 kg ile gebeliği tamamlamak da mümkün olabilir. Eğer ikiz bekliyor-sanız ortalama 17 - 22 kg ağırlık kazanımı normaldir.

HAMİLELİK DÖNEMİ İÇİN ÖNEMLİ BESİN ÖĞELERİ

Protein

Proteinler bebeğin büyüme ve gelişmesinin sağlanması için de gereklidir. Hamileler için günlük alınması önerilen protein miktarı 60 - 70 gramdır. Eğer günde 3-4 porsiyon protein içeren süt, yoğurt, peynir ve de 120-150 gram kırmızı et, tavuk veya balık tüketiyorsanız, bu ihtiyacınızı karşılıyorsunuz demektir. Bebeğin beyin gelişimi için haftada iki kez balık tüketin.

Demir

Demir; yumurta, et ve türevleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve kuru meyvelerde bulunur. Gebelikteki demir ihtiyacını yeterli miktarda sağlamak zordur. Çünkü etkin bir şekilde emilimi sağlanamaz. Bu nedenle demirden zengin bir diyete ek olarak, hekiminizin verdiği demir takviyesini kullanmanız gerekir. Bu takviyelerin en iyi şekilde emilimini sağlamak içinse, yemeklerle birlikte değil, aç karnına veya meyve suyu ile alınması önerilmektedir.

Kalsiyum
Gebelik süresince kemik yapısını oluşturan kalsiyumun yeterli miktarda alınması, bebeğin iskelet yapısını geliştirdiği gibi, annenin de kemik kütlesini korumasına yardımcı olur. Süt, yoğurt, peynir, pekmez, fındık, kuru baklagiller ve yeşil yapraklı sebzeler zengin kalsiyum kaynağıdır.

Çinko
Bebeğinizin hücre büyümesinde ve beyin gelişiminde çinkonun önemli bir rolü vardır. Kırmızı et, deniz ürünleri, süt, yoğurt ve türevleri, yumurta ve yağlı tohumların tüketilmesi, çinko alımı için gerekli besinlerdir. Fazla miktarda alınan demir çinkonun emilimini engelleyebildiğinden, uzmanınızın önerdiği dozda demir takviyesi kullanmanız gerekir.

Folik asit
Folik asit kaynakları; koyu yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar, et, süt, yoğurt ve türevleri, yumurta ve tahıllar olarak sıralanabilir. Folik asidin yetersiz alımı ile düşük doğum ağırlıklı bebekler, nöral tüp defektleri ve annede magaloblastik anemi oluşabilir. Folik asit kaynağı olan besinlerin tüketiminde pişirme yöntemlerine dikkat edilmelidir. Gebelikte folik asit ihtiyacı belirgin şekilde artar ve günlük ihtiyaç iki katına çıkar. Anne adaylarının gebe kalmadan en az bir ay önce folik asit kullanımına başlaması önerilmektedir.

B12 Vitamini
Gebelik sırasında DNA sentezinin yapılabilmesi için B 12 vitaminine ihtiyaç vardır. Bu vitamin süt, yoğurt, yumurta, peynir ve et gibi hayvansal kaynaklı besinlerde bulunur. Hatalı hazırlama ve pişirme yöntemleri, B12 vitamininin vücutta kullanılmasını engeller.

kaynak:milliyet

Sezaryenle doğan bebekte astım riski

Pazar, 21 Aralık 2008

Sezaryenle doğan bebekte astım riski
Yapılan araştırmalarda sezaryenle dünyaya gelen bebeklerde astım daha fazla görülüyor

Sezaryenle doğan bebeklerin astıma yakalanma riskinin normal doğanlardan daha fazla olabileceği belirtildi.

Hollanda’daki Sağlık ve Çevre Enstitüsünden Dr. Caroline Roduit ve ekibi, 8 yıl boyunca Hollanda’da Mayıs 1996 ile Aralık 1997’de dünyaya gelen, 247’si (yüzde 8,5) sezaryenle doğmuş 2 bin 917 çocuğun sağlık durumunu araştırdı.

Bu çocuklardan yüzde 12,4’ünün 8 yaşından itibaren astıma yakalandığını gören bilim adamları, sezaryenle doğan çocukların astıma yakalanma riskinin daha fazla olduğu sonucuna vardı.

kaynak:haberturk