2008 Ağustos | kadınlar ve makyaj

Ağustos 2008 için Arşiv

Selülit tipinize göre diyet

PerÅŸembe, 28 AÄŸustos 2008

Her cins selülite uygulamanın çok sakıncalı ve faydasız olduÄŸunu belirten uzmanlar, üç tipini tanımladı ve kurtulma yollarını açıkladı… Kadınların selülitlerini tanımadan tedavi etmeye çalıştıklarını açiklayan Londra’nın önde gelen kliniklerinden Radical Beauty Medical doktorlari şöyle konuÅŸtu: “Önce selülitin tipi bilinmeli; tedavi ardından gelmelidir. Kadınlar, her cins selülite uyguluyor. Ancak bu diyetlerin hiçbir faydası olmuyor.” Sizinki hangi tip? Ne tür selülite sahip oldugunuzu bulmak için asagidaki sorulari “evet”
- Kilo fazlanız var mı?
- Kilo probleminiz her zaman var mıydı?
- Selülitiniz yumuşak, kaygan ve koyu bir muhallebi görünümünde mi?
- Kolayca parmaklarınızın arasında sıkıştırabiliyor musunuz?
- Selülitiniz vücudunuzun alt ve üst kısımlarına eşit dağılmiş durumda mı?
- Stresli biri misiniz?

2.Tip

- Bacaklarınız kalın, şiş ve varisli mi?
- Kramp giriyor mu?
- Reglinizden önce şişkinlik hissediyor musunuz?
- Yazın ayaklarınız daha fazla mı şişiyor?
- Bacaklarınız, ayak bilekleriniz ve baldırlarınız kalın mı?
- Vücudunuzun alt kısmı, üstüne nazaran daha sıkı ve soğuk mu?
- Parmağınızı baldırınıza bastırınca deri çöküyor ve bir süre öyle mi kalıyor?

3.Tip

- Selülitleriniz sert mi, bastırınca acıyor mu?
- Daha çok baldırlarınızda ve dizlerinizin arka kısmında toplanmış vaziyette mi?
- Deriniz beyaz, kuru ve hassas mı?
- Zayıfladığınızda üst kısmınızdan mı kilo veriyorsunuz?
- Uzun zamandır var olan selülitlerinizden ne yaparsanız yapın kurtulamıyor musunuz?
- Selülitlerinizin görünümü ayın muayyen günlerine göre değişmiyor mu?
- Hareketli bir insan mısınız?

DeÄŸerlendirme

Olumlu cevaplarınızın çoÄŸu “1. Tip”e aitse selülitleriniz “yaÄŸlı”, “2. Tip”e aitse “süzme”, “3. Tip”e aitse “lifli” cins.

İşte tedavi

1. Tipin tedavisi: Diyetle geçecek tek tipi bu… ile vücudunuzda ensülin salgılanmasının düzenlenmesi gerekiyor.

Kahvaltı: Yağsız çökelek, 1 yumurta, katı peynir, tavuk eti, kepekli ekmek.
Sabah 10 ve akşam 5: Aç olmasanız da kahve veya çay ve kahvaltı listesinden bir çesit yiyecek.
Öğle ve akşam yemeği: Karışık salata veya patatessiz bir çorba.
Yağsız et, tavuk, balık, kahvaltıda yenmemişse yumurta, yeşil sebze yenilebilir.
Sabah kahvaltısı listesinden 1 çesit ya da muhallebi.
1 dilim kepek ekmeği veya sadece haftada 1 kere az pilav, mercimek, haşlanmış patates yiyebilirsiniz.
Tavsiyeler: Kızarmış ve beyaz şekerli besinlerden uzak durun. Spor yapın, özellikle uzun ve hızlı yürüyüş.

Aşağıdaki mineralleri bol bol almaya özen gösterin:
Çinko: Deniz ürünleri, süt, sarmısak, bezelye.
Bakır: Tavuk, yumurta, kabuklu deniz mahsulleri, mantar, pırasa, sarmısak, bezelye, limon, armut, avokado.
Selenyum: Et, balık, yumurta, ıspanak, mantar, pırasa.
C Vitamini: Maydonoz, kivi, portakal, limon, çilek.
E vitamini: Kırmızı biber, lahana, rezene.
2. Tipin tedavisi: En çok görülen tipi. Temel bir lenf ve kan dolaşımı sisteminden kaynaklanıyor. Bacaklarda kramplar, örümcek ağı gibi kılcal damarlar, morartılar görülüyor. Vücut sürekli su topluyor. Stres ve hormon değişiklikleri, durumu daha da kötüleştiriyor.

Beslenme: Selülitlerden kurtulmak için yapmayin; faydasi olmaz. Az tuz ve az sekerli maddeler yiyin. Bol bol üzüm, portakal, greyfurt, karnabahar yiyin, C ve E vitamini alın. Azar azar, bol su için.
Spor: Yürüyüş, yüzme, golf ve bisiklet gibi sporlar yapın ama tenis ve hızlı aerobik yapmayın.
Tedavi: Lenflerin boşaltılması, bitki özleriyle tedavi, masaj ve kremlerle kan dolaşımını düzeltilmesi, mezoterapi, hormonların kontrol edilmesi ve düzenlenmesi.

Tavsiyeler: Çorapla ve yüksek ökçeli ayakkabı giymeyin, bacak bacak üzerine atmayın, alkol ve sigaradan uzak durun.

3. Tipin tedavisi: Çok kilolu degilseniz yapmanin yarari olmaz.

Beslenme:Vücudunuza bol miktarda amino asit, kolajen ve yeni deri altı lifleri sağlayacak protein gerekli. Et, balık ve tavuk yiyin. C ve E vitaminleri, karoten, çinko ve selenyum alın. Her gün bol bol su için. Deri ve kaslarınızı kuvvetlendirecek her tür sporu yapın.
Tedavi: Uzmanların hazırlayacağı özel mezoterapi kokteyli, özel kremli masaj.

Dik Göğüslere Sahip Olun

Çarşamba, 27 Ağustos 2008

Eskisi gibi dik ve çekici gögüslere sahip olmak imkansız değil ama bunun için biraz çaba harcamanız gerekiyor.Yapmanız gerekenlerse ;

Gögsünüzü doğrudan güneş ışığından koruyun ve koruyucular kullanın

Gögsünüze nemlendirici eşliğinde masaj yapın

Alttan desteklenen sütyen kullanmaya özen gösterin

Sıcak su yerine soğuk suyla duşa laın gögsünüz daha fazla sarkmasın

Her banyodan sonra göğüslerinize soğuk su ile masaj yapın.

Göğüslerinize sert hareketler yapmaktan kaçınmalısınız özellikle de bu bölgede ince kılcal damarlar beliriyorsa, sert masajlar yapmaktan kaçının Hassas bir cilde sahipseniz yeşil çay içeren ürünler kullanın.

Yastıksız ya da ince bir yastıkla uyumayı tercih edin ve sürekli yüz üstü yatmamaya çalışın.

Sandalyeye sırtınızı dayayarak dik oturun.

Çok sık kilo alıp vermeyin. Düzensiz bir şekilde kilo alıp vermek, bir süre sonra göğüslerde elastikiyet kaybına yol açıyor. Ayrıca dokular zayıflar ve göze hoş görünmeyen çatlaklar oluşur.

Özellikle günde yarım saat boyun, omuz ve kolları çalıştırıcı egzersizler yapın.

Sigara içmemeye özen gösterin çünkü sigara vücudunuzdaki hücre yenilenmesini olumsuz etkilediği gibi göğüslerinize de zarar verir.

Aynalar online film izle

Salı, 26 Ağustos 2008

aynalarYapım : 2008, ABD
Tür : Korku / Kısa Film
Yönetmen : Alexandre Aja
Senaryo : Alexandre Aja, Grégory Levasseur
Oyuncular : Kiefer Sutherland, Paula Patton, Amy Smart, Julian Glover, Jason Flemyng, Mary Beth Peil, Erica Gluck, Cameron Boyce, John Shrapnel, Josh Cole, Tim Ahern, Ezra Buzzington, Ioana Abur, Aida Doina, Darren Kent, Bart Sidles, Jaymes Butler
Yapımcı : Alexandre Aja, Grégory Levasseur, Marc S. Fischer
Görüntü Yönetmeni : Maxime Alexandre
Müzik : Javier Navarrete
Süre : 1 saat, 55 dk.
Gösterim Tarihi : 22 Ağustos 2008
Filmin Tanıtımı : Ben Carson (Kiefer Sutherland) önceleri hayatı yolunda giden bir polis memurudur. Meslektaşı olan NYPD polisini yanlışlıkla vurmasının üzerinden yaklaşık olarak bir yıl geçmiştir ve bu kaza hem işine mal olmuş hem de alkol ve öfke problemini doğurmuştur. Ben, durumunun ailesi ve çocukları açısından da dayanılmaz hale gelmesiyle ablasının yanına, Queens’e, yerleşir.

Hayatını bir düzene sokup, ailesini bir araya getirme konusunda iyiden iyiye ümitsiz hale gelir ve Mayflower adlı süpermarkette gece bekçiliği yapmaya başlar. Bir zamanların zenginlik ve ihtişam sembolü olan mağaza, birçok masum insanın hayatına mal olmuş büyük yangın sonrası batmış bir hayalet gemiden farksız haldedir.

Mağazadan arda kalan ürkünç görüntüler arasında devriye gezen Ben, Mayflower duvarlarındaki süs aynalarla ilgili bir gariplik sezer. üzerinde yanıp sönen ışıklar arasında Carson korkunç görüntülerle karşı karşıya kalır.

geçmişe dair korkunç görüntülerle dolu olmakla beraber, gerçekleri de çarpık biçimde göstermektedir. Aynadaki görüntüsü işkenceye uğramakta olan Carson’ın bedeni acıyı, işkenceye gerçekten maruz kalmışçasına hissetmektedir. Eski polis Ben, kendisini birden içindeki şeytanlarla ve görüntüsü tutsak alınıp kaslarının kasılıp vücudundan kanlar akmasına, nefesinin daralmasına sebep olan görüntülerle boğuşurken bulur.

Ben’in sempatik ama kuşkucu kardeşi Angela (Amy Smart) bu garip ‘kabus’ları kardeşinin stresine ve kazadan dolayı kendisini suçlu hissetmesine bağlar. Fakat NYPD’de sözde medikal araştırmacı olarak çalışıyor olan, boşandığı karısı Amy (Paula Patton) daha da acımasız davranacaktır. Kocasının kararsız davranışlarından korkmaya başlamıştır artık ve bu korku aileyi ondan daha da uzaklaştırır.

Hayatlarında birden daha da korkutucu şeyler belirir; günlük yaşamlarını da mahveden, ın arasında hapsolmuş yansımalar… Mayflower’da aniden ortalıktan kaybolan bir görevlinin izlerini sürmeye başlayan Carson, olayların gördüğü şeylerle bağlantılı olduğunu düşünmeye başlar ve fark eder ki şeytani ve ruhani bir güç kendisini ve ailesini tehdit etmek üzere ı bir yol olarak kullanmaktadır.

Ailesini bu beladan kurtarmak için ın arkasındaki sır perdesini çözmek zorunda olan Carson, şimdiye dek görülmüş en korkunç şey olan bu gücü yenmek için karısı Amy’i de ikna etmek zorundadır

Estetik mi, doğallık mı

Pazartesi, 25 AÄŸustos 2008

Birçok kiÅŸi için güzel ya da iyi görünmek artık hayatın neredeyse anlamı haline gelirken, de vazgeçilmez unsurlardan biri oldu. O kadar ki, ameliyatları dünyanın bütün ülkelerinde yükselen bir akım haline geldi. Çünkü daha hoÅŸ ve güzel görünmek insanoÄŸlunun en büyük derdi. ameliyatlar da insanları mutlu ediyor, sosyal ve iÅŸ baÅŸarılarını artırıyor. İnsanların kendilerine güvenini pekiÅŸtirdiÄŸi, yapılan araÅŸtırmalarla da kanıtlanan bir sonuç. Peki ya ne oluyor? Estetikle iç içe yaÅŸayan insanlara inat, doÄŸallığı ısrarla savunanlar da bu operasyonlara karşı çıkıyorlar. Haksız da sayılmazlar, çünkü mükemmeliyetçilik tutkusu doÄŸallığı öldürmeye ve insanları tek tip yapmaya baÅŸladı bile. Kalkık burunlar, yüksek kaÅŸlar, gerilmiÅŸ yüzler, silikonlu dudaklar derken ayak bileklerine kadar inen modası; bazen kusurlu bile olsa doÄŸallığın yerini asla tutmuyor. Biz de konuyu enine boyuna tartışalım istedik ve doktorundan ev hanımına, starından avukatına pek çok kiÅŸiye bu konuda ne düşündüğünü sorduk…

“Neden olmasın?”

“DoÄŸru ve yerinde yapılmış estetiÄŸe “evet” diyorum, yani görüntü hoÅŸ olmalı. EÄŸer sonuç güzel gözüküyorsa, neden olmasın ki? Bu konuda en iyi örnekler Deniz Akkaya ve Ebru Åžallı mesela…”

Buket Tanyel (28), Ev hanımı, Bursa 

“EstetiÄŸe karşıyım”

“Ben kesinlikle doÄŸallıktan yanayım. EstetiÄŸin her türlüsüne karşıyım. İnsan küçük kusurlarıyla yaÅŸamayı öğrenmeli. ancak çok büyük ÅŸekil bozukluklarında çözüm olabilir.”

Kübra Çorapçı (25), Öğrenci, ABD

Keyfi olmadığı sürece karşı değilim

“EÄŸer saÄŸlıkla ilgili bir problem varsa zorunlu olabilir. Ama sırf beÄŸeni yüzünden yapılmasına karşıyım. Hayatta mutlu olmak için deÄŸiÅŸtiremeyeceÄŸimiz ÅŸeyler de olacak bazen, o yüzden keyfi davranılmamalı, duruma alışmaya çalışılmalı diye düşünüyorum.”

Zeynep Aksoy (26), Avukat, İstanbul

Gece kremleri

Pazar, 24 AÄŸustos 2008

Geceleri cilt metabolizması daha fazla çalışıyor, dolayısıyla günün verdiği zararlar, UV ışınları ve cilt yüzeyinde biriken kir, gece temizleniyor. Böylece cildin üst katmanındaki hücreler yenileniyor. Ayrıca geceleri cildin kan dolaşımı gündüzden daha yoğun oluyor. İşte bu yüzden cildinizin gece bakımına özellikle önem vermeniz gerekiyor. Eğer cildinizin daha uzun yıllar gergin, pürüzsüz ve kırışıksız görünümünü korumak istiyorsanız, gündüz bakımınızın yanı sıra gece bakım kremlerinizi asla ihmal etmemelisiniz. Bunun en önemli nedeni cildin gün boyunca onu koruyucu hidrolipid filmini dengede tutma çabalarıyla haşır neşir olmasından kaynaklanıyor. Cildi olumsuz dış etkenlerden koruyan bu film, geceleri yerini rejenerasyon ve yenilenme programına bırakıyor. Son araştırmalar, cilt fonksiyonlarını gün içinde değişiklik gösterdiğini ortaya koyuyor. Örneğin, akşam 18.00’den itibaren cilt metabolizması daha yoğun çalışmaya başlıyor.

Saat 23.00’den itibaren de cildin kan dolaşımı, yenileme ve tamir etme çalışmaları doruk noktasına ulaşıyor.  

Saat sabah 04.00’e kadar ciltteki hücre bölünmesi gündüze oranla çok daha hızlı gerçekleşiyor. Aynı zamanda bakım ürünlerini alma açısından da cilt geceleri daha uygun oluyor. Bunun yanı sıra yağ ve su bazlı maddelerin bu saatlerde cilde ulaşması mümkün olabiliyor.

Kısacası, cildin özellikle gece bakımıyla ve kendini korumasını ve yenilemesini sağlayabilmesi uyku saatlerimize denk geliyor.

Gece kremleri nasıl etki ediyor

Gece için üretilmiş özel , öncelikle içeriklerindeki özel maddelerin zenginlikleriyle öne çıkıyor.

İşte onları bileşimlerinde hafif kıvamlar ve ışın koruması içeren gündüz bakım kremlerinden ayıran en önemli özellikleri de bu zaten. 

Cilt, özellikle geceleri bakım yapan ve yenileyici destekli maddeleri almaya daha meyilli olduğundan, gece bakım kremleri bu maddeler yönünden daha zengin içerikli oluşlarıyla dikkat çekiyorlar.

Cildin doğal fonksiyonlarının da desteğiyle etkilerini ortaya koymaları kolaylaşıyor.

Genellikle yağ bileşeni yönünden gündüz kremlerinden ayrılan gece kremleri, cildin kendini yenileme mekanizmasını destekleyen bakım yapan maddeler yönünden de gündüz kremlerinden ayrılıyor.

Normal olarak hassas ciltlerde alerjik olabilen UV ışınlarına karşı koruyucu filtre içermiyorlar. Bu yüzden de, gündüz kullanımı önemli olan bir bakım kremini gece kullanmak kesinlikle doğru değil.

Hangi cilde hangi kremi sürmeli

Gece kremleri, gündüz kremlerinden daha yağlı oldukları için, gece ve gündüz kremlerini aynı markanın ürünlerinden seçmek önem taşıyor. 

Kozmetik markaların birçoğu gündüz kremine uygun her cilt tipine gece bakımı sunuyorlar. Kural olarak 20 yaşında itibaren her kadının uykuya yatmadan önce gece kremi kullanması öneriliyor.

Eğer kuru bir cilde sahipseniz, cildinize gece ihtiyacı olan nemi bolca vermeniz gerekiyor. 

Buna karşın cildinizin yağlı olduğunu düşünüyorsanız o zaman, yağ bakımından zengin kullanmaktan kaçınmanız gerekiyor. Bu cilt tipinin ihtiyacı nem ve yağ oluşumunu engelleyen ürünler onun için doğru seçimdir. 

Her ikisinin karışımı ise adı üzerinde karma cilt tiplerinin en büyük ihtiyacıdır. Bu cilt tipi özelikle T bölgesindeki fazla yağ üretimiyle dikkat çeker. Yanaklar genellikle kuru ve hassastır.

Eğer karma bir cilt tipine sahipseniz, o zaman yanaklarınızda zengin içerikli gece kremi kullanırken, burun, alın ve çene bölgesinde hafif nemlendiriciler kullanmanızda fayda var.